|
● |
|
Kentin adının “Eriza” veya “Aziriz” kelimelerinden
geldiği, ilk önce “Erziricin” daha sonrada bugün ifade
edildiği şekilde “Erzincan” a dönüştüğü rivayet
edilmektedir |
|
● |
|
Erzincan Doğu Anadolu Bölgesinin Kuzey Batı bölümünde
yukarı Fırat havzasında 39 02'- 40 05' kuzey enlemleri
ile 38 16'- 40 45' Doğu boylamları arasında yer
almaktadır. İlimiz Doğuda Erzurum, Batıda Sivas, Güneyde
Tunceli, Güneydoğuda Bingöl, Güneybatıda Elazığ,
Malatya, Kuzeyde Gümüşhane, Bayburt ve Kuzeybatıda
Giresun illeri ile çevrilidir. |
|
● |
|
Yüzölçümü 11.903 km2 olup il merkezinin denizden
yüksekliği 1.185 metredir. |
|
● |
|
Erzincan'ın 6 ilçesi; Çayırlı, İliç, Kemah, Kemaliye,
Otlukbeli, Refahiye, Tercan ve Üzümlü'dür. |
|
● |
|
Dağlar il topraklarının yaklaşık % 60'ını kaplar. Esence
(Keşiş) dağları, ilin en yüksek noktasını (3.549 m.)
oluşturmaktadır. Munzur dağları 3.449 m.'dir |
|
● |
|
Erzincan ili nüfusu 2000 yılı genel nüfus sayımı
sonuçlarına göre 316.841 kişidir. |
|
● |
|
İlin en büyük ve en önemli akarsuyu Fırat ırmağıdır.
Fırat 43,8 m3/sn ile 1320 m3/sn
arasında değişen debisi ile sulama, enerji ve su
sporları amaçlarıyla kullanılmaktadır. Karasu
Nehri 185 km'dir. |
|
● |
|
Erzincan, karasal iklim özelliğine sahiptir |
|
● |
|
Anadolu’da MÖ. 1050- 1180 tarihleri arasında
Hattuşaş’ı merkez yaparak büyük bir imparatorluk kuran
Hitit’ler yakın doğuyu egemenlikleri altına almışlardır.
Şüphesiz ki Erzincan’da Hititler’in yönetimi altında
idi. Anadolu’nun çeşitli yerlerinde yapılan kazılarda
Hititlere ait çeşitli eserler ortaya çıkarılmıştır.
Erzincan ve yöresinde Hititler’e ait bir yerleşim
merkezine rastlanmamışsa da, bu yörenin Hitit egemenliği
altında kaldığından da hiç şüphe yoktur. |
|
● |
|
Halife Hz. Osman (644-656) zamanında Habib bin Mesleme
35/655 senesinde Erzincan ve yöresini ele geçirerek, bu
bölgeyi tamamen Müslümanların yönetimine kattı. Erzincan
ve yöresi Abbasiler döneminde de çeşitli saldırılara
maruz kaldı. Halife Mütevekkil Alallah (847-861)
döneminde Malatya Valisi Ömer bin Abdullah, Arapgir,
Eğin, Kemah, Erzincan ve Trabzon kentlerini
Bizanslılardan geri aldı. (859) Böylece Erzincan tekrar
Arapların hakimiyetine geçti. |
|
● |
|
Türklerin Anadolu’yu vatan edinmeleri genel kanaate göre
Malazgirt (1071) zaferinden sonradır. Alparslan’ın
komutanlarından olan Mengücek Ahmet Gazi, Erzincan,
Kemah, Divriği ve Şebinkarahisar yörelerini hakimiyeti
altına aldı. Kemah’ı merkez yaptı. |
|
● |
|
Yörede Fatih Sultan Mehmet dönemine kadar Osmanlılar
etkili olamadılar. 1419’da 1. Mehmet zamanında
Karakoyunlu Beyi Kara Yusuf Erzincan’ı zapt etti Pir
Ömer’i vali tayin etti. 1455’de de, Akkoyunlu hükümdarı
Uzun Hasan Erzincan’ı aldı. Kaleyi yeniden onardı. Yöre
Fatih ile Uzun Hasan arasında çıkan Otlukbeli savaşına
kadar (11 Ağustos 1473) Akkoyunların elinden kaldı. Bu
savaştan sonra Osmanlıların denetimine geçti. |
|
● |
|
1502 tarihinde Safevi tahtına gecen Şah İsmail
Erzincan’ı karargah yapmıştı. Anadolu’yu eline geçirmek
isteyen Safeviler’e Yavuz Sultan Selim 23 Ağustos
1514’te Çaldıran Savaşı'yla dur deyince, Erzincan tekrar
Osmanlıların yönetimine geçti. |
|
● |
|
Birinci dünya savaşından 11 Temmuz 1916 tarihinde Ruslar
tarafından şehir işgal edilmiş, bunu fırsat bilen
ayrılıkçı Ermeniler de silahlı birlikler oluşturarak
faaliyete geçmişlerdir. 18 Aralık 1917 de Sovyet
hükümeti ile yapılan Erzincan Mütarekesi ile 11 Ocak
1918 de Rus askerleri bölgeden çekilmiş ancak, Ermeni
çeteleri bir çok kanlı olaya neden olmuştur. Kazım Kara
Bekir komutasındaki askeri birlikler 13 Şubat 1918 de
Erzincan’ı 22 Şubat 1918 de Tercan’ı ermeni silahlı
güçlerinden kurtarmışlardır. Kurtuluş savaşında ve
hareketli geçen Cumhuriyetin ilk yıllarında Erzincan
halkı Büyük Atatürk’ün yanında olmuştur. |
|
● |
|
1923 yılında kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nin bir ili
olan Erzincan, 1939’da şiddetli depreme maruz kalmış,
şehir harabeye dönmüştür. Şehirde taş taş üstünde
kalmamış, on binlerce insan hayatını kaybetmiştir.
Depremden sonra demiryolundan yukarı yeni bir şehir
inşaatına başlanarak bugünkü Erzincan şehri meydana
getirilmiştir. |
|
● |
|
Bugün olduğu gibi Cumhuriyetten önceki dönemde de
Erzincan'ın ekonomisi tarım ve hayvancılığa
dayanmaktadır. |
|
● |
|
Ayrıca madencilikte, tam olarak değerlendirilmesi
halinde İl ekonomisine önemli katkı sağlanabilecek
potansiyel arz etmektedir. |
|
● |
|
En çok ekimi yapılabilen ürünler buğday, arpa, çavdar,
kuru fasulye, şeker pancarı, kuru soğan, patates ve
domates bitkileridir. Şeker pancarı ve kuru fasulye
üretimi Türkiye üretim payı açısından önemli yer tutar.
Erzincan ekolojisi için uygun meyve türlerinden biri de
kirazdır. |
|
● |
|
Diğer önemli bir meyve türü de cevizdir. Ceviz, son
yıllarda ekim alanları artan bir meyve türü olmuştur.
Yetiştiriciliğinin kolay olması, fazla bakım istememesi
ve pazar imkanlarının iyi olması sebebiyle
yetiştiriciler tarafından tercih edilmeye başlanmıştır. |
|
● |
|
İl doğal otlaklar bakımından oldukça zengindir. Munzur
dağı üzerinde bulunan geniş otlaklar, Melan yaylaları,
Kemaliye ilçesindeki Sarıçiçek yaylaları ve Refahiye
ilçesindeki Çimen yaylaları bitki örtüsü bakımından
oldukça zengin olduklarından özellikle küçükbaş
hayvancılık için uygun alanları oluştururlar. Sadece
koyun sayısı 300.000'den fazladır. |
|
● |
|
İlimiz son 10 yılda tavukçulukta önemli sektör haline
gelmiştir. İl genelinde Merkez ve Tercan ilçelerinde
ağırlıklı olmak üzere 235 adet modern donanımlı tavuk
kümesi bulunmaktadır. |
|
● |
|
Anaokulu ve sınıflarında 1.389, ilköğretim okullarında
30.974, orta öğretim okullarında 10.394 olmak üzere
42.757 öğrenci eğitim ve öğretim görmekte, 2.351
öğretmenimiz görev yapmaktadır |
|
● |
|
İI de okuma-yazma oranı yüzde 96'dır. |
|
● |
|
Yüksek öğretimle ilgili olarak ; Fakülte Sayısı 3,
Yüksek Okul Sayısı 7, Öğrenci Sayısı 5098 ve Öğretim
Görevlisi Sayısı 210'dur. |
|
|
|
|