| |
ULUÇINAR KÖYÜ (Hoğut)
Uçsuz bucaksız Munzur Dağlarının kuytu bir köşesinde,
öğle sonrası güneşiyle ısınıp vaktini geçiren, Sarı Meşe
Sırtlarının karşı yamacına kondurulmuş 21 hanede 145
meskun nüfusuyla kalabalık köylerimizden biri. İlçeye 17
km olan köye, Acemoğlu Köprüsüne gelmeden ayrılan kıvrım
kıvrım tırmanan bir stabilizeden çıkılıyor. Köy ismini,
üst tarafındaki aslında ardıç ve palut olan ama çınar
farz edilen ulu ağaçlardan almış. Aynı zamanda burası
“Ziyaret” olup, eskilerde ahali dilek dileyip çaput
bağlarmış bu ulu ağaçlara.
Halk arasında Hz.Ali’nin Kılıcıyla yarıldığı rivayet
olunan Acemoğlu Kanyonu, bütün azamet ve ihtişamıyla
kuşbakışı bu irtifadan daha bir güzel görünüyor. Köy bu
kanyonun üst dudağının yukarı kısmına doğru, Kartal
Yaylası Tepelerinin dibine kurulmuş. Köyün bulunduğu
rakımdan Karadağ’a “Dirsek verip, ayaklarınızı da
Sarımeşe Tepesine uzatıp oturduğunuzda” Dumanlı’dan
Yoğurtlu Tepe’ye kadar bütün Fırat Vadisi elinizin
altında, gözünüzün önünde.
Bir zamanlar köy 35 haneye kadar çıkmışsa da göçlerle bu
sayı azalmış. Şimdi İstanbul’da 80 haneleri olup
,Maltepe Pazarını ellerinde bulunduruyorlarmış. Eskiden
bu köy, 6 000 davarıyla ürettiği peynir ve tereyağıyla
methini çok uzaklara kadar götürmüş. Ama şimdilerde
“Nerede o eski günler?” derken ömrü Munzur’larda geçmiş
Munzur Dayı’nın gözlerinden hasret tütüyordu.
Haziran’dan Eylül’e kadar Pohdir, Buğdek, Kurnan,
Göçtarlası, Surğalı ve Kurik Yaylalarında otarırlarmış
davarlarını; Surğalı Çeşmeleri ve Kurnaların suyunu
içerek.
Çok eskiden, daha Acemoğlu Köprüsünün inşa edilmediği
devirlerde kervan yolu, köyün altından geçermiş. Karasal
Taşının üstünde o devirden kalma bir hanın kalıntıları
ve yol güzergahı hala belliymiş. Hacıoğlu Çeşmesinde de,
ne olduğunu bilmedikleri tarihi kalıntıların olduğunu
Abdi söyledi.
Uluçınar’dan ayrılmadan evvel, hakiki bir UlUÇINAR olan
Hasan Dede’yi ziyaret ediyoruz. Yaşını kendisi dahil
kimselerin bilmediği bu Uluçınar, Rus işgalinde 40
yaşındaymış. Cebir bilginiz yetiyorsa siz hesaplayın
yaşını. Dede “Maşallah” hala dimdik ayakta, buğulanmış
kalın gözlüğünün arkasındaki ikinci asrını yaşayan,
muhabbetli gözleriyle sarılıyor ellerimize.Kısa bir
hasbihalden sonra bu tarih insanı ve bizi kucaklayan
yediden yetmişe ahaliyi “Allahaısmarladık”deyip elveda
ediyoruz Hoğut’a.
Köyün Sınırları: Doğusu: Maksutuşağı Salı, Sivritepe,
Cidan Gebanı ve Kurik Gebanı Sırtı, Batısı; Edepsiz
Pınarı, Karameşe ve Kurik Gebanı, Kuzeyi; Fırat Nehri,
Güneyi; Kurik Gebanından itibaren Hoğut Deresi.
|
|