KEMAH KÖYLERİ

 

Köy Adı

:

Taşbulak

 

 

TAŞBULAK KÖYÜ (Sunguru)

Deliktaşı’nın uzağından geçip tepeden köye şöyle bir baktıktan sonra, Ortagöl Kaynağından gelip bu köye hayat veren şırıl şırıl akan köy çeşmesinden birer yudum içtikten sonra köye girdiğimizde, Muhtar Vehip SARICAN ve avenesi muhabbetle karşıladılar bizi. Hemen odalarını açtılar bir tatil gününün bu davetsiz konuklarına. Acele ve telaşla yanan teneke sobanın sıcaklığında, Kış’ın muhbiri Kasım ayazında üşüyen azalarımızı ısıtırken, köyün diğer sakinleri de teşrif ettiler odaya. Sobanın üstünde bin bir cısıltıyla kaynayan demliğin armonisinde demlenen çaydan yudumlarken, Sunguru denen bu şirin beldenin tarihçesini ve hikayesini sorduk.

Zekeriye BAŞPINAR köyün eski isminin aslında Sunguru değil “Son Koru” olduğunu, bunun da köyün üst tarafındaki bu civardaki son koru ve ormanlık alan olduğunu ve bu nedenle Sonkoru dendiğini, fakat söylemedeki kolaylığından dolayı “Sunguru” şeklini aldığını bir güzel açıklayıverdi. Taşbulak ismi ise, köyün kurulduğu topografyanın taşlık olmasından dolayı başına Taş, “Bulak” ın ise eski dilde “yayla” manasına geldiğini, Taşlı Yayla anlamında köylerine “Taşbulak” isminin verildiğini Muhtar’ın İstanbul’dan köylerine rucu eden mahdumlarından Erol izah etti. Bu izahı te’yid babında tarihçi Komiserimiz Hüseyin Bey bir Azeri Türkünün ilk mısraını mırıldanıverdi odanın sessizliğine:“ Serin sulu bulaklardan bulaklardan...”

Simasından Hicaz’dan yeni dönmüş bir Hacı Emmi kadar kendisine yaş biçeceğiniz, halbuki 84 ün içinde olan Mehmet SARICAN köyün 45 hane olduğu devirlere yetiştiğini, 1955-60 arasındaki yoğun göçlerle nüfusun azaldığını, şimdilerde Aşağıdaki Kuşlu (Zikri) Mezrası dahil kışın köyde 9 hane kaldığını söyledi. İstanbul’da 240 haneye ulaşmışlar şimdilerde. Başkanlığını Veysel ARIKAN’ın yaptığı “Taşbulak Köyü Kalkındırma Derneğini” de 1994 yılında kurmuşlar.

Köy Ziyaret Taşı’nın alt tarafındaki yamaca tarlaların içine kurulmuş. Bu taşta da Sultan Melik’in askerlerinden ikisinin mezarı olduğunu ve bu nedenle Ziyaret kabul edilip, daha yakın zamanlara kadar burada adak ve kurbanların kesilip, Bulak Söğüt de kurulan kazanlarda ahaliye yedirildiğini söylediler. Bir de bu Bulak Söğüt Çeşme’sinin öyle harika bir suyu varmış ki; bir tencere bulgur pilavını yeyip bu sudan içtikten sonra daha köye gelmeden insanı acıktırırmış.

Köyün güneyinde kalan Deliktaş’ın üstünde bir kale kalıntısı, karnında ise bir mağara varmış. Mağara insan yapımı olup iki oda ve bir banyodan ibaretmiş. Buranın da kale komutanına ait olduğunu tahmin ediyorlarmış kendilerince.

İlçeye 17 km mesafede olan köyün ilkokulu 1957 de açılmış 1981 de öğrenci yetersizliğinden dolayı kapanmış. Köyün camisini daha sonra yeniden yapılmış olsa da, ilk olarak 16.yy da Aşçıoğullarından “Hacı Mustafa” diye bir zatın yaptırdığını rivayet ettiler.

Tahrir Defterlerinde Sunguru olarak geçen bu köy 1568 de 30 hane olup, mahsullerinin buğday, arpa, darı, şıra, bal, meyve ve bostan ürünleri olduğu bunların vergi hasılının da aynı yıl için 7400 akça, 1591 yılı için de 14 700 akça olduğu tesbit edilmiştir.

Köyün Sınırları: Gediktepe Köyü ile; Karaburun Başı sırtı takiben Taşın Dibi ve Kızılpınarın Dere, Boğaziçi Köyü ile; (Kısmen dere Kuruçay Caddesi, Kurudere ve tekrar Kuruçay Caddesi), Akça Köyü ile; Kuruçay Caddesi, Gölkaynak Köyü ile;(Salut Gediği,Kavaltaşı,Vankın Göl, Toptaşlar, Mala çayından geçen yol Kuruçay Caddesi) Ayranpınar Köyü ile; Ziyaretin Tepe, Salut Gediği, Tandırbaşı Köyü İle; Karaburun Cadde, Kavağın dere, Boğaz Sırtı, Ziyaretin Tepe, Hakbilir Köyü ile; Karaburun Dikenlinin Sırt, Eşektepesi, Enin Sırt, Karabey Salı, Büyüksu ve Karaburun Taşının Sırt.
 

 
 

 

 

 
 

 

 

 
 

Köylerle İlgili Bilgiler www.kemah.gov.tr adreslerinden alınmıştır.

 

Yücebelen Köyü, Kemah, Erzincan, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği, Eğitim ve Kültür Derneği, Kale, Gedik, Gapır, Çay, Aileler, Coğrafi Konum, Dernek Başkanları, Telefon Rehberi, Etkinlikler, Nufus, Duyurular, Kemah Siteleri, Yer İsimleri