| |
TANDIRBAŞI KÖYÜ (Hezerik)
Köy camisinin alt tarafından, tandır yapımı için
kullanılan çok iyi bir toprak çıktığı için, ismini bu
topraktan almış Tandırbaşı köyü. Köye, Kömür Çay’ından
yukarı doğru kıvrım kıvrım tırmanan bir yoldan çıktık.
Öyleki köyün göründüğü Gedik Mevkiine geldiğimizde,
karşımızdaki Karadağ’ın boyuna eriştiğimiz zannı ve
aleme bu rakımdan temaşa etmenin imtiyaz ve mutluluğuyla
dünyaya biraz yukarıdan baktık. Hatta bu mutluluk, bir
yönüyle de “yüksek yüksek bu tepelere niye ev
kurdukları” sualine de bir nevi cevap olmuş oldu.
Köye öğlen vakti geldiğimiz halde kimsecikler yoktu. Köy
denince akla gelen horoz ötmeleri, köpek havlamaları ya
da tüten bacalardan eser yoktu. Kafamızca şu metruk köyü
bir gezelim düşüncesiyle dar sokaklar arasında
dolaşırken, eski muhtar Arif İLTER, şaşkın ve hayret
dolu“ Nereden zuhur etti bu ademler” der gibi bakışlarla
hoşgeldin edip bize “Oda’sını” açtı. Pencere kenarına
oturunca görülen manzara çok etkileyiciydi. Uçsuz
bucaksız derin bir vadi ve yavaş yavaş yükselmeye
başlayan Karadağ’ın kıvrımları, büklümleri, tepeleri ve
nihayet zirveleri. Karla kaplı zirvelerini o kadar yakın
hissediyorsunuz ki, pencereden elinizi uzatsanız bir
avuç karı alıp kahvaltı sofrasına koyuverecekmişsiniz
gibi geliyor.
Köy Haydarlı Tepe’sinin eteğine, Cornat, Bodig Armut ve
Şorak Bağlar tabir edilen bahçelerin üst tarafına hayli
hakim bir noktaya kurulmuş. Şimdi ekilmeyen boş
tarlaların hayli verimli olduğunu, bir zamanlar Kemah’ta
iyi buğday denince hemen akla, “Hezerik Buğdayının”
geldiğini belirttiler.
Eskiden 20 hane olan köyde şimdi kalan 3 haneden biri
olmanın gruruyla, Ali İhsan İLTER “Biz de gidersek bu
köy kapanır “derken, Hoca’nın Davudi sesiyle başlayan
Öğlen Ezanındaki hüzün ve keder sanki köyün ruhuna
okunan bir “Sala” gibiydi. Anlaşılan üçüncü hane de
köyün imamıydı. İstanbul’da 50 haneleri varmış. 1971 de
açılan köyün ilkokulu 1986 da kapanmış.
Tığ Taşı’nın üstünde eski bir köy yeri, mezarlığın
Pertisör mevkiinde kale kalıntılarının olduğunu
söylediler. Mevsimin Sonbahar’dan Kış’a geçiş
hazırlıkları yaptığı Ekim 31’inde geldiğimiz Hezerik’te,
köyün sonbaharını çoktan bitirip artık Bahar’ı bir daha
gelmeyecek Kış’a girmiş olduğunu idrak etmenin
kederiyle, bir hatıra fotoğrafı çektirip ayrılıyoruz
Tandırbaşı’ndan.
Köyün Sınırları: Doğusu; Kömür ve Manişgir Köprüsünü
Takiben Salın Sırt, Batısı; Hakbilir Kurunun Sırtı,
Kurun Gediğini takiben Karaburun ve Sunguru (Taşbulak)
Taşlı Çukurun Tepeyi takiben Dırazın Sırt, Kuzeyi;
Çörencil Karataşının Sırt, Mezarlığı takiben Kalem Çayı,
Güneyi; Marik, Galapetek’i takiben Haçak Burun Sulak ve
Çırahpul.
|
|