| |
TAN KÖYÜ
Kemah Kale’sinin arkasından başlayıp yukarıya doğru
Tanasur Dere’sinin açtığı engin vadinin başlangıcı olan
Mırodu mevkisi ile Cerek Dere’sinin arasındaki yamaca
kurulmuş köy. Öyle bir yamaç ki, tanyeri ağarıp güneş,
Munzur’un Mangırot sırtlarının üzerinden doğduktan sonra
ilk ışıklarıyla bu yamacı önce okşar, sonra da uzun dağ
gecelerinin ayazında üşüyen köyü ısıtırmış yavaş yavaş.
Bu nedenle belki de, Tan yerinin ağarmasına olan hasret
ve özlemi ifade için “Tan” denmiş buraya.
Köyün ilk kuruluşunda iki büyük sülale gelmiş ve 12 hane
olarak yerleşmişler bu köye. Karaalioğulları’nın başında
Ali Bey ve Karavelioğullarının başında da Veli Ağa
olarak.Zaten bu malumatları da,Karavelioğullarından
İbrahim’in Konağın’da, Karaalioğullarından Abdullah
TANUĞUR’dan alıyoruz. İşte bu Abdullah Efendi’nin
söylediğine göre; köyün ilk kuruluşunda bu 12 hane
arasındaki tesbit olunan “Su Nöbeti” bugün bile aynı
düzen devam ediyormuş. Araziyi sulamak için Karapınar ve
Tenakağur-Mark’tan olmak üzere iki ayrı yerden gelen su,
çok kıymetliymiş ahali için. O nedenle, bugün dahi o
düzeni değiştirsek kavga ederiz komşular arasında
diyorlar.
Kemah’a 7 km olan köy, vadinin içindeki Tanasur yolundan
çok daha kestirme ve kese. Köy Munzur Dağları’nın
haşmetli tepelerinin dibinde kurulduğundan, bir yönüyle
de dağdan gelecek tehlikelere karşı bir ön karakol
hükmünde ilçe için. Çağlar boyu haşmetinden bir şey
kaybetmeden zamana meydan okuyan Oskar Tepesi, uzaktan
bakıldığında sanki bir buğday yığınını andıran
Buğdayçeci (Mızılik) Tepesi ve zirvede kendine göre başı
dumanlı haliyle Kezuk Sırtları.
Tahrir Defterlerindeki kayıtlara göre bu köy 1530 da 26,
1568 de 37 hane ve 1591 de 67 hane olup, mahsulleri
buğday, arpa, darı, pamuk, bal, şıra ve bostan
ürünlerinden ibaret olduğu ve bunların vergi hasılının
da 1568 de 12.000 akça ve 1591 yılı için de 15.500 akça
olduğu tesbit edilmiştir. Ayrıca o zaman köyde 6 kıt’a
da bağ olduğu kayıtlarda yer almaktadır.
Abdullah Efendi’nin anlattığına göre eskilerde köy 90
haneymiş. O zamanlar 3 000 davar, 200 sığır ve 150
civarında at ve katır varmış. Haziran’ın 5 i oldumu
sırasıyla Kaban, Kezuk, Keşgölü ve Karagöl Yayla’larına
çıkarlarmış. Kasım’ın 13 de “Koçkatımından” sonra da,
Dındıra, Uru ve Vaslı’daki kışlaklarına giderlermiş. Bu
gidiş-gelişlerde bütün yük ve eşya at-katır sırtında
taşındığı için Kemah’tan Pörhenkbaşı’na doğru
çıkarlarken, o vakitler taş döşeme olan yolda at ve
katırların nal sesleri ve nal şakırtısı bizim İdare-i
Mahsusa Müdürü İbarahim Efendinin (ÖNER)’nin kulağında
hala çınlıyormuş. Eski günlerden eser kalmayan
şimdilerde, bütün köyün 100 davarı ve 40 ineği kalmış.
Köyde gurbetçilik çok evvelden Padişahlık zamanlarından
beri varmış. Eskiden gidenler,kazandıklarını
memleketlerine gönderirlermiş daha iyi hayvanlar
alınsın, daha iyi evler yapılsın diye. Mamafih evlerin
hala mamur ve bakımlı halleri, döşemelerdeki ahşap zevki
ve çamursuz sokaklar bunu doğrular mahiyette. Bu yönde
fikrimi beyan edince Karavelioğullarının
mümessillerinden İbrahim Bey: “Efendi bu gördüğün evler
İstanbul’un görgüsüyle ve parasıyla inşa edildi.
”diyerek şerh düştü bu kanaate.
İstanbul’da 500 haneleri olup, başkanlığını halen Remzi
Özkara’nın yaptığı, 1964 yılında kurulan “Tan Köyü
Yardımlaşma Derneği” ile, 1986 yılında kurulan ve
başkanlığını Şükrü Alkan'ın yaptığı “Tan Köyü Vakfı”
varmış.
Tan Köyü, sadece İstanbul’da değil, Kemah içinde de
kendi tabirleriyle “şubeler” açarak da göç vermiş
dışarıya. Alp, Koruyolu ve Akça hep Tan’dan gitmeymiş ve
buraları satın alarak yerleşmişler. O vakitler
kazandığımız paraları buralara değil de, İstanbul’a
yatırsaydık “İstanbul’un adını Tan yapamasak bile,
herhalde tamamı bizim olurdu şimdi.” diyerek derin bir
iç geçirdi bir eski zaman adamı.
Köyün ilkokulu, 1927 de ayrı ve uzun bir hikayesi olan
Cevat Paşa’nın sayesinde temeli atılmış ve inşaat
sürerken de başka bir yerde aynı yıl eğitime başlanmış.
Maalesef 4 yıl önce öğrenci yetersizliğinden dolayı okul
1991 de kapanmış.
Köyün Sınırları: Doğusu; Kurtyolu, Aspirin Deresi,
Sırtları takiben Hohobun Kerhanı, ve Kırniç mevkiine
kadar, Batısı; Kumdiktaş, Kılıç Puru, Süpürmüş Taşlık,
Sıtma Pınarı, Zorniğin Sırt, Pertoğun Taşı, Eğri Göller,
Halıyurdu ve Geban, Kuzeyi; Sahak, Karagöl ve Danzigin
Geban, Güneyi; Karakıra, Değirmen Harkını Takiben
Konuşuk Deresi, Zileli Bağ, Kanlı Yatağın Pınar Mevkii,
Postu Köyünün Batı sınırı her iki köyün anlaşmasıyla
Hanaz Ağzı, Sadık Dur, Petektaşı,Kızıldereyi takiben
Çakcak ve burayı takiben Postu Deresi.
|
|