| |
PARMAKKAYA KÖYÜ (Müşekrek)
Karadağ köyünün hemen karşısında, Parmaklar Taşı’nın
altına kurulmuş olan köy, ismini de bu taştan almış.
Köyün ilk yerleşim yeri “Eski köy” denen yerdeymiş,
orada yılanlarla baş edemedikleri için şimdiki yerine
taşınmışlar. Eski ismini de rivayete göre, köye ilk
gelip yerleşenler Muş’tan gelen 3 hane oldukları için,
Muş’tan gelen anlamında Muş-erkek denmiş buraya.
Bağların ve bahçelerin içindeki köye Saldaşı’nın oradan
girdik. Gündüz vakti olduğu halde sanki in-cinin top
oynadığı kimsesiz ve garip bir halde, Karşıtarladaki
keklikler “Hoşgeldiniz” dedi bizlere. Neden sonra,
muhtar Nazım AĞA (Güler) ve Hacı ÖMER bulundular
geldiler bahçeler arasından. Terkedilmiş mahzun ve
kimsesiz kalmış hanelerin ve bağların yalnız bekçileri
olarak iki sadık arkadaş kalmışlar köyde, onlarda
akşamları Erkeğan’a gidiyorlarmış. Evler sahipsizlikten
ve terkedilmişliğin kahrından olsa gerek örümcek
bağlamış pencereleriyle daha bir mükedder görünüyordu.
Köyün ilkokulu on yıl evvel kapanmış. Camisi, mahzun
minaresinin altında ezan sesine hasret bir halde eski
günlerine ah ediyor gibiydi. Hanelerin çoğu
bakımsızlıktan yaralanmış, yaraları sarılmadığı için
günden güne daha bir viraneye dönüyor haldeydi.
Bir zamanlar 30 hane olan köy, 1994 yılında
teröristlerin baskınına uğramış ve 2 şehit vermişler.Bu
olaydan sonra zaten az olan haneler de İstanbul’a ve
Kemah’ın Çirgişin Mahallesine taşınmışlar. İstanbul’da
Başkanlığını Nazım AKYILDIZ’ın yaptığı “Parmakkaya Köyü
Yardımlaşma Derneği”adı altında bir dernekleri var.
Tahrir kayıtlarında bu köyün, 16. yüzyılın ikinci
yarısından itibaren önemli ölçüde gelişme
gösterdiği,1516 da Sancak-beyi haslarına dahil olup, bu
tarihte 36 hane, 1568 de 111 hane olduğu, mahsullerinin
buğday, arpa, darı, şıra, bal, bostan ve pamuktan ibaret
olmak üzere vergi hasılının 1516 da 5 500, 1568 de 7
500, 1591 de 13 000 akça olduğu tesbit edilmiştir.
Bu köy, yakın tarihimizin çok tartışılan önemli
şahsiyetlerinden ve “Bize Nasıl Kıydınız” adlı bir filme
de konu olan Molla İbrahim Hakkı Kemahi Efendi’nin (Tuncer)
de köyü aynı zamanda. Anlatıldığına göre bu Zat,
hakkında İstiklal Mahkemeleri tarafından idam kararı
verildiğini duyunca son bir kere daha dünya gözüyle
köyümü göreyim diye evine gelmiş. Akşam olunca hanımına
“Ben yarın öleceğim” demiş ve hakikaten ertesi günü
teslim-i ruh etmiş. Mezarı, Erzincan’da Terzi Baba
mezarlığındadır.
Köyün Sınırları: Doğusu; Yatakların Sırt ve Yukarı Çoban
Bakan, Batısı; Eski Şose, Dere Çatı ve Parmakların Sırt,
Kuzeyi; Üç Kardeşler, Güneyi; Erzincan Şosesi.
17 Ekim 1996
|
|