| |
KÖMÜR KÖYÜ
Yukarı Mahalle, Orta Mahalle ve Aşağı Mahalle olmak
üzere üç mahalleden oluşan Kömür Köyü, Karadağ Deresi
ile Aktarla Deresi’nden aşağıya Kömür çayına kadar gelen
bir vadinin içine kurulmuş. Kemah merkezine 7 km
mesafede olan köyde bir zamanlar 70 hane otururmuş. Ama
şimdi kıdemli muhtar Arif KÜTÜK’ün söylediğine göre 20
hane kalmış, onların da bir kısmı kışın İstanbul’a
gidiyormuş. Köyün ilkokulu 1938 de açılmış, öğrenci
yetersizliğinden dolayı 1981 de kapanmış. Kalanlar da
zaten ya Tuzla’dan, ya da Bağkur’dan emekli altmışbeşlik
delikanlılar. Muhtar Arif’in kıdemi 1964 yılından beri,
(32 senedir) bilfiil bu görevi ifa ediyor olmasından
kaynaklanıyor. Başındaki fotörüyle muhtar emmi, İsmet
Paşa devrinden zamanımıza kalmış gibi.
Kömür köyü deyince ilk akla gelen, buranın tuzlasıdır.
Muhteviyatı yönünden çok kıymetli olduğu söylenen ve
tarih boyunca Kemah’ı önemli kılan unsurlardan biri de,
bu tuzlanın tuzudur. Bu nedenle daha yakın zamanlara
kadar(1960lar)buraya tuz almak için Diyarbakır, Urfa,
Tunceli, Bayburt, Kelkit ve daha etraftaki nice
beldelerden deve kervanlarıyla, öküz arabalarıyla,
atlarla bir sürü insan gelirmiş. Etraf, dağ taş hayvan
olurmuş. Her gelenin tuzu hemen alma imkanı olmadığından
günlerce tuzlada sıra beklemek gerekirmiş. Hal böyle
olunca, köy tuz sezonunda panayır yerine dönermiş. İşte
o zamanlarda burada;3 kahvehane, 4 bakkal ve 1 fırın
olduğu ve bunların muazzam iş yaptığını söyledi muhtar.
1641 de Kemah’ı ziyaret eden Evliya Çelebi bu tuzladan
şöyle bahseder: ”Fırat nehrinin karşısında bir saat
uzaklıkta yediyüz evli bir yerdir.Tuzla emini Emir Hasan
Ağa olup,kendisi aynı zamanda kalenin
idarecilerindendir. Kömürün tuzu, kardan beyaz, Kırşehir
tuzundan leziz olur ki, dünyaca meşhurdur.”
Kömür Köyü deyince ikinci akla gelen ise Beyoğlu’nun
meşhur Çiçek Pasajı’ymış. Anadolu’nun bu garip köyüyle,
İstanbul’un meşhur Çiçek pasajının ne alakası var diye
düşünebilirsiniz. Bu alakayı ihtiyar delikanlılarından
Osman Emmi’den dinliyoruz: Efendi vakti zamanında bizim
köylülerden Kazım TATAROĞLU İstanbul’a giderken, Ermeni
komşularımızdan birinin “Haçik” ismindeki çocuğunu da
yanında götürmüş ve işlettiği çay ocağında onu da yanına
almış ve çalıştırıyormuş. Gel zaman git zaman Haçik, o
devirde tamamen hemşerilerinin işlettiği Çiçek pasajında
dostlar edinmiş. Bir zaman sonra da, bu tanıdıkları
sayesinde kendisi de pasaja geçmiş ve iş tutmuş. Bir
süre çalıştıktan sonra orada kendisine bir mekan
edinmiş. Çevreyi tanıyıp, bir yer edinip mekan
tutunduktan sonra, kendisini kolundan tutup İstanbul’a
getiren eski patronu Kazım Ağa’yı da oraya davet etmiş,
iş yapmak için.Kazım Ağa da böylelikle pasaja gelip bir
mekan edinmiş kendisine.Bundan sonra da Karadağ’ın
eteklerindeki bu şirin köyden,Çiçek Pasajı’na bir
akındır başlamış ve pasaj Kömür’lülerin hakimiyetine
geçmiş.
İstanbul’da “Kömür Köyü İçme Suyunu Yaşatma ve Kömür
Köyünü Kalkındırma” adı altında bir dernekleri var.
Köyün içme suyu devlet tarafından 10700 m den
getirilmiş, ilk zamanlar bu suyun bakımı bir hayli zor
olduğundan bu işi kurdukları dernek üstlenmiş 1965 da
kurulan derneğin başkanlığını Osman GÜNAYDIN yapıyor.
İstanbul’da 100 haneye ulaşan köylüler, halen bu dernek
vasıtasıyle ata yadigarı topraklarına sahip çıktıklarını
da göstermektedirler.
Tahrir defterlerindeki kayıtlara göre, Kömür köyü diğer
köylere nisbetle oldukça büyük ve zengin olup, köyde
Müslümanlarla Hıristiyanlar birlikte yaşamaktaymış.Köyde
bulunan tuzla (memleha) nın kürekçilik hizmetini yapan
köy sakinleri, bu hizmetleri karşılığında avarız-ı
divaniyye ve tekalif-i örfiyyeden muaf tutulmuşlardı.
Burada 1516 da 80 hane, 1530 da 114 hane ve 1568 de ise
307 hane oturmaktaymış. Mahsulleri buğday, arpa, darı,
pamuk, şıra, bal, meyve ve bostan ürünlerinden ibaret
olup, geliri 1516 da 28 000, 1568 de 35 000 ve 1591 de
40 000 akça idi ve köyde 5 adet değirmen vardı.
Köyün sınırları :Doğanbeyli Köyü ile Kilisenin taşından
başlıyarak Kuzun sırtı takiben Palandöken Boğazının
sırt. Buradan da Karadağ Doğanbeyli ve Kömür köylerinin
yayla yolları.Dutlu Köyü ile Maneşkir Köprüsünden
başlıyarak Kelp boğazın deresi takiben İnce Kuzun Sırtı
takiben Kilisenin Taş.Tandırbaşı Köyü ile Şırnağın Tepe,
Salın Ağız, Meneşgir Köprüsü. Ayranpınar Köyü ile
Refahiye Caddesini takiben Kuruköprü, Kale, Pertek
deresi, Sinor sırtı.Tuzla Köyü ile Kuruköprüden
başlıyarak Kılıçlı Burun, Kızıl Burun Tepelerini takiben
Kömür yolu ve Aktarla. Karadağ Köyü ile sınırı ise
Aktar, Karatepe, Kalecik, Atçukuru, Peğlerin Gedik.
|
|