| |
KERER KÖYÜ
İlçe merkezine 27 km mesafede, 95 hanedeki 485 fiili
nüfusuyla Muhtar Abidin KARAKAYA köyü, nüfus itibariyle
Kemah’ın ikinci büyük köyü. Cami Mahallesi, Antak
Mahallesi ve Ötegeçe Mahallesi olmak üzere 3 mahalleden
oluşan köy eskiden 280 hanede 1600 gibi büyük bir nüfusa
sahipmiş. 1927 de açılan köyün ilkokulu, 1995 de
ilköğretim okuluna dönüştürülmüş olup halen 70
öğrencisiyle eğitim ve öğretime devam etmektedir.
Tarıma elverişli arazinin yetersizliği, her “Kemahlı”
gibi, “Kererlileri” de gurbetin acı ekmeği için hasretle
yad ellere mecbur etmiş. Fakat onlar nereye giderlerse
gitsinler, içinden derelerin aktığı ağaçlarla kaplı
vadinin kenarındaki bu şirin köylerini unutmamışlar.
Muhtar’ın verdiği rakamlara göre: İstanbul’da 390 hane,
Almanya ve diğer Avrupa ülkelerinde 280 hane köylüsü
varmış. Yaz aylarında yılların özlem ve hasret
duygularını “Nostalji” ile karıştırıp yeniden yaşamak
için, binlerce kilometreden akın akın ziyarete
gelirlermiş. İstanbul’daki köylüler kendi aralarındaki
sosyal münasebetleri geliştirmek, Kerer’i ve Kererliyi
biraraya getirmek için, halen başkanlığını Osman
KELEŞ’in yaptığı “Kerer Köyü Kültür Dayanışma ve
Yardımlaşma Derneğini” 1958 yılında kurmuşlar.
Köy, Kapılığın Taş, Üçkardeşler ve Köknam Tepelerinin
eteğine, Büyük Çay ve Küçük Çay Derelerinin içinden
aktığı vadinin yamacına, bereketli topraklar üzerine
kurulmuş. Köyün Yazu Arazileri, 7000 e yakın davarları
varmış. Bu hayvanlarını Kilge, Göller, Kışla,
Çemikderesi, Bahçedersi ve Büyükdüz Yaylalarının uçsuz
bucaksız çayırlarında otarıp, soğuk sularından
sularlarmış. Bir keresinde ben dahi, Muhtar’ın asırlık
hayallerinin gerçekleştiğinin şahidi olarak, yaylaya
açılan yollarını görmek için gittiğimde, görmüştüm renk
renk çiçek açan o yaylaları ve diş sızlatan buz gibi
soğuk suları. Hele de Çoban Abidin’in hangi meçhul
sevgiliye yakılıp söylendiği belli olmayan yanık kaval
sesiyle ahbablık kurduğu Ur Keklikleri ve ceylan kadar
masum bakışlı dağ geyikleri varya sorma gitsin.
Tapu Tahrir kayıtlarında 1516 da 4 hane, 1530 da 12
hane, 1568 de 19 hane ve 1591 de ismine tesadüf
edilemeyen köyün anayol üzerinde bulunmasından dolayı
ahalisi buradan gelip geçen yolcuların emniyetini
muhafaza ile görevlendirilmiş ve bu hizmetleri
karşılığında da avarız-ı divaniyye ve tekalif-i
örfiyyeden muaf sayılmışlardı. Başlıca mahsulleri
buğday, arpa, darı, bal ve bostan ürünlerinden
müteşekkil olup, vergi hasılı 1516 da 3 000, 1530 da
1675 ve 1568 de 2 200 akça idi. Köyde 1 de değirmen var
idi.
Kavak ağaçlarının sararmış yapraklarının havada uçuştuğu
ve Hüzzam Makamında “Vakti gelmiş dökülür yel neylesin
gazeli” güftesini hüzünle terennüm ettiği bir Kasım
Perşembe’sinde geldiğimiz köyde
Muhtar bizi, büyük köyün büyük muhtarına yakışan,
yaraşan bir üslup ve ihtiramla bizleri ağırladı ve
uğurladı.
Köyün Sınırları: Doğusu; Küçükçay, Batırganın Dere sonu,
Kavaklık, Körpınar, Kuru Boğazın Sırt, Kapulu taş, Eşik,
Kurban Pınarı ve Aydoğdu, Batısı; Keşan Yolu mıntıkası,
Kuzeyi; Keşan yolunu takiben Aydoğdu, Güneyi; Ahur ve
Eski Mezarlık Deresi.
|
|