| |
İNCEDERE KÖYÜ (Dere
Tımığı)
Güneşin guruba meyledip dağların kararmaya başladığı bir
vakitte Kemah’a 35 km olan bu köyün meydanına
geldiğimizde, yandaki tarlada otlayan süvarisiz 3 at’dan
başka kimsecikler görünmüyordu. Ürküten bir sessizlik ve
terkedilmişliğin verdiği bir yalnızlık vardı sokaklar
arasında. Bir zaman sonra çeşmenin o yandan saç ve
sakalı birbirine kardeş olmuş, meczup görünümlü fakat
mülayim bir adam zuhur etti ve yanımıza geldi. Bu yalnız
adam Hüseyin BAKIR’mış meğer. Nezaketiyle köyün
girişinde alt taraftaki Kibar Tarlalarını gösterirken,
soyadının da kendisi gibi Kibar olsa ne kadar güzel
olurmuş bu kibar adamın diye düşünüyorum. Çünkü Meyvanlı
Kabanının ağzında, Munzurların dibindeki berrak
Deliçay’ın kenarına kurulan bu köyde her cümlenin başına
ve sonuna “Efendim” lafzını ekleyen bu garibim, dünyada
bir yuva kurmamış ve kendi fani varlığından başka hiçbir
şeyi de olmamış.
Kibar Hüseyin’le ayaküstü sohbet sürerken bir başka adem
bulunup geliyor köyün içlerinden. Köylerinin, eskiden 21
hane olduğunu ama şimdi 4 hane kaldığını, yukarıda
vaktiyle Yazaroğlu diye bir mezraları bulunduğunu ancak
şimdilerde tamamen metruk ve harab bir vazıyette
olduğunu bahsediyor bizlere İstanbul’da 30 haneleri
varmış. 1962 de açılan köyün ilkokulu 1990 da öğrenci
olmadığı için kapanmış.
Eskiden davarlarının çok olduğu zamanlarda Soğukpınar,
Kerkilik, Herami ve Doğandağı yaylalarına çıkarlarmış.
Şimdi ise birkaç sığır kalmış ellerinde.
Köyün Sınırları: Doğusu; Haçın Sırtı, Kulkur Dere,
İzinsor Harkı, Çay ve Hasan Dedenin Sırtı, Batısı;
Apuşka Sırtı,Dikyol Sırtı ve Çanaktaşı, Kuzeyi; Haçın
Sırtı, Değirmenderesi ve Apuşka Sırtı, Güneyi; Çanaktaş,
Otluburun ve Hasan Dede.
|
|