| |
GÖKKAYA KÖYÜ (Garni)
İlçe merkezine 24 km uzaklıkta 35 hanelik bir köy.
Eskiden 80 hane olan köyün, İstanbul’da 200 hanesi
varmış şimdilerde. Köy hayli kayalık bir mevkie kurulmuş
olmasından ve karşı yamaçlarındaki maviye çalan
taşlıklardan almış ismini. Köyün arka tarafında
Parmaklar Sırtları, karşısında ise Taş Başı denen
görkemli bir sivri var. Şimdinin saban girmeyen Çay
Tarlaları, Susuzlar, Alpuşu, Üzümlü ve Köy Önü tarlaları
eskiden 60 çift öküzle ekilirmiş.
Genç muhtar Turan AYDOĞMUŞ’un babası Veyis, köyden 2 km
yukarıda, 5 hanelik Gardigoz mezraları olduğunu, ve
buranın tabiat harikası bir vadinin içinde olduğunu
belirtti.
Eskiden köyde 2 000 keçiyle, Haçapur, Gülzarın Dere,
Munzurun Yaylası, Büyük Düz, Çengilli, Aynabat ve
Çayırlar yaylalarına çıkarlarmış. Son zamanlarda ise
keçi olayını biraz da ormanlarını korumak için tümden
kaldırmışlar. Zira iki insanın kucaklayamayacağı
kalınlıkta ardıçlar, çamlar ve palut ağaçlarıyla kaplı
ormanlarına, bilmeyen birisi içerisine girdiğinde
kaybolacağı kadar vahşi ve büyükmüş.
Altından akan Garnı Çayı’nın ceviz, elma, kayısı, kavak
ve söğüt ağaçlarıyla kaplı bağ ve bahçelerin üst
tarafında bulunan köyden, ayrılırken iki kadın pürtelaş
kışa hazırlık nev’inden gazel topluyorlardı sonbahar
yapraklarından.
Tahrir Defterlerindeki kayıtlara göre, Garni 1516 da 10
hane,1530 da 24 hane, 1568 de 21 hane ve 1591 de 42
hane, mahsulleri buğday, arpa, darı, meyve, bal, şıra,
pamuk ve bostan ürünlerinden müteşekkil olup, vergi
hasılı 1568 de 9 700 ve 1591 de 13 500 akça imiş. Köyde
1 adet de değirmen var idi.
Eski devirlere ait Çengilli, Zoropil ve Derevenkil
kiliseleri, Aynabatın Dere’de de tarihi kalıntılar
olduğunu söyledi köylüler. Garnı çayında tabii olarak
alabalık bulunurmuş.
Köyün Sınırları: Doğusu; Kızılyazı Sırtı, Zuğurlar
Tepesi, Kırmızı Tepe ve Çırpancıl Suyu, Batısı; Alpuşu
Sırtı, Çırdan Deresi, Alabut Sırtı ve Palandöken
Yaylası, Kuzeyi; Cengerli ve Vanki Dağı, Güneyi; Çorbacı
Taşı, Fizanbuk Deresi ve Fırat Nehri.
|
|