| |
GEDİKTEPE KÖYÜ (Bargisor-Bargüser)
Merkeze 33 km olan köye, Kardere’nin yanından kıvrılıp
yukarı doğru çıktıktan sonra Köşmer ve Cin Deresi
tarlalarının yanından geçerek girdik.Kadimden beri köye
gelen herkesi daha ilk girişte “Hoşgeldin” deyip
karşılayan Pahar Çeşmesi’nin önünde durduk. Fukara
Yazı’nın esamesinden eser kalmadığı, Kasım’ın sert esen
kar yeliyle daha bir serin olan ikindi vaktinde
yürüyoruz kimsesiz ve sessiz sokaklarında, bu tipik
Anadolu köyünün. İlahi Davet’i çok uzaklara taşıyan ve
hani köy deyince hayalhanemizde bir işaret parmağı gibi
göğe yükselen minarenin etrafında kah kerpiçten, kah
taştan yapılmış evler ve bunların bacalarından kıvrım
kıvrım tüten, sağa sola savrulan dumanlarıyla bir
kompozisyon akla gelir ya, işte burası tam o tabloya
uyan ve tam tekmil oturan bir köy. Köy, nereden bakılsa
görülebilen, ali bir tepenin gediğine kurulduğu için
“Gediktepe” denmiş buraya.
Saltaşı Tepesi’nin yamacına tutturulmuş olan köy, sanki
ufkundaki Şikar’ın engin vadisine düşmemek için Kale’nin
Tepe ve Sivri Tepe’sine dayanıyor gibi. Nazarımızı
kaplayan manzara, Şikar Dere’sini müteakip derin ve
geniş Fırat Vadi’si, vadinin öteki tarafında yavaş yavaş
yükselmeye başlayan ve bulunduğunuz 1650 rakımını
geçtikten sonra irtifasını devam ettirip beyaz örtüye
bürünen karlı ve dumanlı zirveleriyle Munzur Dağları. Ve
o uzak yamaçların sayısız kıvrımlarından birkaçının
içine serpiştirilmiş belli belirsiz silüetleriyle “Orada
uzakta birkaç köy var”: Dedek, Koçkar, Oğuz...
Köyün camisi Kale’nin arkasındaki ocaktan çıkan “Kırmızı
Taş’tan”, maharetli taş ustalarının hünerli elleriyle
1952 de yapılmış. Minaresi ise 1969 da yapılmış. 1945 de
açılan köyün ilkokulu 1993 de öğrenci yetersizliğinden
dolayı kapanmış.
Muhtar M.Ali UYAN, köyünün eskiden 43 hane olduğunu, şu
an için ise 23 hanenin oturduğunu söyledi. Köye,
atalarının Acemistan’dan Şahvelioğulları olarak
geldiklerini, Şanverlerin de Refahiye’nin Haçır
Köyü’nden gelip yerleştiklerini ilave etti. Köylerinden
İstanbul’a ilk giden ve yerleşen Şanallardan Burhan
ŞANAL beyefendiymiş. Şimdi İstanbul’da 150 haneleri ve
başkanlığını Recep UYAN’ın yaptığı, Kuledibindeki kendi
binasında “Gediktepe Köyü Kalkındırma Derneği”varmış. Bu
derneği 1976 da kurmuşlar.
İstanbul’a bu göçlerden evvel, köylerinde 4’ 000 i aşkın
davar ve 200 büyükbaş hayvan varmış. O vakitler
“Gündönümünde” Gülan Ormanına hudut, Oluh Yayla’sına
çıkarlarmış bu hayvanlarıyla.
Tahrir Defterlerinde bu köyün 1516 da harap bir
vazıyette olduğundan bahsedilmekte, mezkur tarihte 4
hane, 1530 da 8 hane, 1568’de 9 hane ve 1591 de 12 hane
olduğu, mahsullerinin buğday, arpa, darı, pamuk, bal,
meyve ve bostan ürünlerinin yetiştirildiğinden
bahsedilmektedir. Geliri ise, 1516 da 3 000, 1530 da 2
560, 1568 de 3000 ve 1591 de 5 900 akça idi. Ayrıca
köyün 1/2 malikane hissesinin
Melik Mengücek Gazi zaviyesine vakfedildiği de
belirtilmektedir.
Köyün Sınırları: Doğusu; Kara Burun Dibi, Sarıtepe,Sorapbayı
Deresi, Sorakderesi, Sulancın Dere, Karaburun Başı,
Sırtı takiben Taşın Dibi ve Kızıl Pınarın Dere, Batısı;
Sinor Gediği, Eşek Sırtı, Köşmer Deresi, Cendiriğin
Dere, Sivrisınır Deresi ve Sağırtaş, Kuzeyi; Karsor
Çayını takiben Değirmen, (Harabe Değirmen), Güneyi; Hacı
İsmail Çukuru başındaki Sırt, Kom Peğleri, Tuzla
Konağının ardındaki Dere ve Körpınar.
|
|