| |
DOĞANBEYLİ NAHİYESİ
(Ermelik)
Muhtar Ali Osman ÇAĞLAR, Ermelik isminin, köyün
arazisinin gelirinin bir kısmının (Öşrünün), Sultan
Melik Zaviye’sinin iaşe vesair masrafları için tahsis
edilmesinden aldığını ötedenberi duyup geldiklerini
söyledi. Ne de olsa bir Melik tarafından böyle kutsal ve
seçkin bir işle vazifelendirilen eratın iskan edildiği
karyeye, Melik’in Erleri gibi, “ERMELİK” denmesi gayet
makul ve mütenasip görünüyor.
Tahrir Defter’lerindeki kayıtlara göre, 1516 DA 21 hane,
1530 da 35 hane, 1568 de köyde, 11 hane müslüman, 72
hane hristiyan ve 1591 de 97 hane nüfus varmış.
Mahsulleri buğday, arpa, pamuk, şıra, bal, bakla, meyve
ve bostan ürünlerinden ibaret olup, hasılatın 1516 da
7800, 1530 da 8 003, 1568 de 8 593 ve 1591 de 12 000
akça olduğu ve köyde bir değirmenin mevcut bulunduğu
kayıtlarda yeralmıştır. Ayrıca yine aynı belgelerde,
kulaktan kulağa nesiller arasında nakledilen sözlü
tarihin doğruluğunu tevsik babında da “Köyün 1/3
malikane hissesi Kemah’daki Melik Mengücek Gazi
Zaviyesine vakfedilmiştir.” ibaresi yeralmaktadır.
Köy’e “Halil İbrahim Bereketli” Hacı İbrahim
Tarlalar’ından ve Ceviz ağaçlarıyla kaybolmuş Cevizlik
Tarlalar’ından geçerek, Köy Deresinin üzerindeki
mütevazi köprüden giriyoruz. Köyün Başı Tepesi’nin
yamacına, Tandırtopraklığı ile Mısırlığın Göze
Sırtlar’ının arasına kurulmuş olan köy, ufkundaki uzak
tepeleri, geniş düzlükleri ve uhdesindeki köyleri nazarı
altında tutmasıyla, hayli ayrıcalıklı bir coğrafyaya
sahip. Köyün buraya konmasının bir sebebi de, “Ziyaret”
dedikleri yerden çıkan kaynak suyuymuş. Ahali, özellikle
kuraklık zamanlarında bu suyun başında ve Ziyaret’in
yanında dualar edip, kurban kesip kan akıtırlarmış ve
Hakteala da Onların dualarına anında icabet edip, yaz
ortasında şakır şakır yağmur indirirmiş, kuraklıktan
çatlayan topraklarına.
Eskiden 103 hane olan köy şimdi yaz aylarında 115 haneye
kadar çıksa da kışın 60 hane kalıyormuş köyde. 1936 da
açılan köyün ilkokulu 24 öğrencisiyle halen eğitim
veriyor. Nüfusun kalabalık olduğu zamanlarda 5 000
küçükbaş, 500 civarında da büyükbaş hayvan varmış
köylerinde. O zamanlar Haziran dedimi, en az 40 hane
şenliklerle düğüne gider gibi Tikyokuşundibi, Evlenk ve
Dereyurt Yaylalarına çıkarlarmış. O vakitler kara kovan
da arıcılık yaparlarmış, ama şimdiki zamanlarda her
şeyde olduğu gibi, arıcılığı da “Fenni” ye
dönüştürmüşler.
Köylerinde “Gurbetçilik” çok eskiden ta “Padişahlık
Zamanlarında” başlamış. Vakti zamanında “Aşçıbaşılık”,
“Kuşçubaşılık” gibi hizmetler için saray’a gidenler
açmışlar “Gurbet yolunu” İstanbul’a. Abdülhamid’in
Kuşçubaşısı Uzunosmangilin Osman Efendi, Sultan
Vahideddin’in aşçıbaşısının yardımcısı, Muhtar’ın babası
Acımarukgilin Abdullah Efendi, Müdüreğilgilin Cemil
ŞİŞLİ de Vahideddin’in kızı Sabiha’nın torunu Hanzade
Sultan’ın aşçısıymış.
İşte İstanbul’la bu “Saraylılar” sayesinde tanışan
Ermelik’liler, bundan sonra akın etmeye başlamışlar.
Önceleri her Kemah’lı gibi çaycılık yapmışlar,
pazarcılık, kayıkçılık, mandıracılık işleri yapmışlar.
Bu işlerin dışında farklı iş olarak, Zeki SEVİMLİ 1949
da bir top kumaşla, kumaş ticaretine başlamış. Daha
sonra işleri ilerletip 1970 lerde kumaş imalatına
başlamış. Kendisi bu işe girince tabii olarak
köylülerini de bu sektöre getirmiş. Şimdi İstanbul’daki
Doğanbeyli’lerin yaklaşık % 40'ı kumaş ve konfeksiyon
işiyle iştigal ediyormuş.
İstanbul’da “Doğanbeyli Köy Derneğini” 1949 da kurmuşlar
ve bu dernek Türkiye’de bu tür derneklerin ikincisiymiş.
Böyle kıdemli ve ilklerden olan bir derneğin başkanı
olması sıfatıyla Yusuf SEVİMLİ, iftiharla anlatıyor
dernek faaliyetlerini ve hemşehrileri arasındaki
dayanışmayı. 1992 de Ortaköy’de derneğin kendi mülkü
olan bir binaya taşınmışlar. Taziye, nişan, düğün,
bayram gibi özel günlerde, köylülerle burada buluşup
hasret giderirlermiş. Dernek Başkanı, İstanbul’da
doğma-büyüme olduğu halde, köyüne Bebek Sırt’larındaki
villaları kıskandıracak kıratta, saray yavrusu bir ev
yaptırıyor ki, balkonundan tüm Ermelik Nahiyesi
ayaklarınızın altında, günbatımı bütün ufuk da
gözlerinizin alabildiğince önünüzde. Akşam güneşinin,
yüksek tepelerden yavaş yavaş elinin eteğini toplayıp
çekilmeye başladığı bir vakitte, biz de ecdad yadigarı,
ata toprağı ve ana ocağı bu güzel beldelere yapılan bu
güzel işlerden duyduğumuz memnuniyetle, benzerlerinin
çoğalması ümit ve temennisiyle, vedalaşıp ayrılıyoruz .
Köyün Sınırları: Doğusu; Kilise Kaşın Sırt, Palandöken
Gedik ve Çamlı Sırt, Batısı; Refahiye-Kemah Eski şosesi,
Kuzeyi; Ağburun, Hançerin Sonu Kamber yurdu ve Mendekli
Burun, Güneyi; Adam Taşı, Dereyatağı ve Kataraş.
|
|