| |
AYRANPINAR KÖYÜ (Marik)
Sırtını Cılakkor Dağına yaslamış Kartalkaya’nın
eteklerinden gece gündüz Kemah’ı seyreden bu köyümüz,
ilçeye 7 km uzaklıkta. Muhtar Baki GÜRKAYNAK köyünün
kışın 14 hane kaldığını, yaz aylarında ise 60 haneye
kadar çıktığını söyledi.
Köy yeni ismini, Yukarı Göl’ün buz gibi, ayran
berraklığında akan Ayranpınarı suyundan almış. Eski
ismininin menşei hakkında ise, değişik rivayetler
varmış. Bir rivayete göre; Marik ismi Meryem isminden
galat Maria yada Mary imiş, zamanla kullanıla kullanıla
Marik halini almış. Diğer bir rivayet de, köyün şairi
Muzaffer İNCEGÜL’ün anlattığına göre, Evliya ÇELEBİ
Seyahatname’sinde bu köyden “Mübarek Köy” diye
bahsediyormuş. Mübarek ismi zamanla söylene söylene
Marik olmuş.
Köyün hemen girişinde, Buz Pınarı namıyla kadimden kalma
bir pınar karşılıyor gelenleri. Pınarın suyu “Buzhane”
dedikleri, köyün üst tarafındaki derin mağaralardan
geliyormuş. Bu mağaralar tabiat harikası görülmeye değer
yerler. Yaz aylarında içerisi kalıp kalıp buz üretip bu
ismi fazlasıyla hakkettiği gibi; kapılarından da split
klimaları utandıracak kadar soğuk hava üflüyor. Eskiden
Kemah’ın bütün ağaları, beyleri ağustos sıcağındaki
hararetlerini buradan giden buzlarla
söndürürlermiş.Bugün bile, derilere basılan hakiki tulum
peynirleri bahar mevsiminden, son güze kadar burada
saklanıyor. Muhtar “Kış aylarında mağaranın içerisi,
Allah’ın işine bak ki; ocaktaki çorbayı donduran Zemheri
soğuğunda bile insanı terletir.” dedi.
Birinci Cihan harbinden evvel 150 hane olan bu köyümüz
gurbete adam göndermeye ta padişahlık döneminde
başlamış. İlk zamanlar kuru kahvecilik ve çaycılıkla işe
başlayan bir vakitlerin Dutluçeşme,Bağlararası ve
Beybörek tarlalarında çift sürüp rızkını topraktan
kazanan Marikliler, şimdi 250 haneye varan nüfuslarıyla
İstanbul’da kuyumculuktan saatçiliğe, parfümeriden
elektroniğe kadar birçok sahada ticari faaliyetlerde
bulunduklarını beyan ettiler
Bu köyün bir de “Ayranpınar’dan Ahmet Dayı” namıyla
maruf, 90 yaşında zamanenin delikanlılarını cebinden
çıkaracak, pir-i fani bir “dayısı” var. Rahmetli
Menderes, uçak kazası geçirdikten sonra yurda dönüşünde,
Ahmet Dayı Galata Köprüsünün üzerinde kendisini
Menderes’in arabasının önüne atmış ve gidip elini öpmüş.
Başbakan’da onu Beyoğlu’na kadar yanında götürmüş.
Ekabirle hasbihali evvelden beri kavi olan Dayı,yine Tek
Parti döneminin başbakanlarından Recep PEKER’i, Kemah
tren istasyonundan trenle geçerken yakalamış ve
buğdayını iyi değil diye kabul etmeyen ofis
görevlilerini ona şikayet etmiş. Mendilinde sakladığı
buğday tanelerini göstererek “Efendi!bu buğdayı
varlıktan değil, yokluktan getirdim ve çocuklar evde
ağlıyor” deme cesaretini gösterebilmiş bir Osmanlı.
Başbakan da bu samimi ve haklı yakarışın hürmetine ofis
görevlilerine derhal talimat vererek Ahmet Dayı’nın
sorununu halletmiş.
Tahrir Defterlerindeki bu köyle ilgili kayıtlara
göre,16.yüzyılın ikinci yarısından itibaren önemli
ölçüde gelişme kaydeden köy,1516 da Sancak-beyi
haslarına dahil olup, bu tarihte 36 hane, 1568 de ise
111 hane.Mahsullerini buğday, arpa, darı, şıra, bal,
bostan ve pamuk teşkil etmekte ve vergi hasılı 1516 da
14 000, 1568 de 30 000, 1591 de ise 50 000 Akça’dan
müteşekkil bulunmakta idi.
Sararmış sonbahar yapraklarının arasından nazlı nazlı
Fırat vadisini ve onun tarih kadar eski olan sinesinde
Kale’nin dibindeki Kemah’a nazar eden bu köyü,
Kartalkaya’nın eteklerindeki kadim nöbetiyle başbaşa
bırakıp ayrılıyoruz. Vedalaşırken, mektep-medrese
görmemiş, fakat şair olan gülsimalı İNCEGÜL’ün hitam-ı
misk bir şiiri ve hikayesini dinleyince bu güzel belde
ancak bu kadar öz ve özet anlatılabilir deyip sözü
kendisine bırakıyoruz. “Gurbet elde birgün bana
“Memleket nire hemşehrim?” diye sordu birisi, ben de bir
şiirle, şiir kadar şirin ve güzel olan memleketimi şöyle
anlatmıştım:
“Çok meşhurdur benim köyümün buzu
Berberi zeminin hamarat kızı
Buzu tuzu kızı meşhur ilçemin
Kadı kabanından Çığrık taşına
Çıkabilsem Çılakkor’ın başına
Seyreylesem Karadağ’ı Munzuru”
Muzaffer İNCEGÜL
Köyün Sınırları: Doğusu; Refahiye Caddesi takiben
Kuruköprü,Batısı; Selah Gediği,Sulak,Sunguru Şehir yolu
takiben Ezan Gediği, Kuzeyi; Kuruköprü’yü takiben
Galapertek deresi, Sinor Sırtı ve Kurun, Güneyi; Uru
şehir yolu takiben Ezan Gediği
|
|